Depremin yaraları, devlet-millet eliyle mutlaka sarılmaya çalışılacaktır.
Ancak, yaşanan travmaların izleri belki de bir asır silinmeden tazeliğini koruyacaktır.
Büyük bir milletiz.
Kadim bir tarihimiz var.
Birbirine bu kadar bağlı başka bir milleti yeryüzünde asla bulamazsınız.
Çok önemli olması dolayısıyla değinmek istediğim konu, İsrail’in “BOP” hesapları kapsamında, depremi de bahane ederek arazi toplayacağı endişesi.
İsrail bunu mutlaka yapacaktır.
Şimdiden hükümet ve devlet ricalini, çok dikkatli ve hassas olmaya çağırıyorum.
İsrail için ölüm kalım meselesi olan “BOP”un hayata geçirilmesi konusu, yaşanmış olan büyük felaket dolayısıyla çok daha fazla mercek altına alınmalıdır.
Özellikle de facia sonrası bölgeyi terk edecek olan on binlerce insanın, elindeki büyük çaplı arazileri çok düşük rakamlardan satabileceği hususu, şimdiden hesaba katılmalıdır.
Bu söylediğim önemli konu aynı zamanda, “Milli Güvenlik” konusudur.
İsrail bunu yaparken, mutlaka paravan şirketler üzerinden veya yerli isimlerle yapmayı düşünecektir.
Bu konuda verilecek en küçük bir tavizin, ulusal güvenliğimize ve bölünmez bütünlüğümüze vurulmuş en büyük darbelerden birisi olacağı unutulmamalıdır.
İsrail’in daha önceden de, bu bölgeler ve diğer alanlardan büyük çaplı arazileri satın aldığı herkesin bildiği bir konu.
Örneğin;
İsrail daha önceden, Korkuteli’nde binlerce dönüm arazi satın almış veya kiralamıştı.
Buralara devasa çiftlikler kurarak, tarım yaptığı biliniyor.
Civar köylülerde ise, Türklerin çiftliğe girmesinin yasak olduğu, bu çiftlikte kirazdan tutun patlıcana, şeftaliden bibere, domatese kadar her türlü meyve ve sebze yetiştirdikleri biliniyor.
19 Temmuz 2003’te çıkarılan ve yabancıların mülk alımını kolaylaştıran yasadan sonra İsrail, Antalya ve İstanbul’da büyük arsalar aldı.
CHP Muğla Milletvekili Tolga Çandar, “Iğdır Ovası’nın tamamını İsrailliler aldı. Harran Ovası’nın yarıdan fazlasını İsrailliler satın aldı. Türkiye’deki ekili alanlarımızın önemli bir bölümünü İsrailliler satın alıyor. Karacahisar Köyü’nün o termik santralin yapılacağı yerden Bodrum’a kadar olan arazinin birileri tarafından satın alındığını öğrendik” demişti.
Bir taraftan büyük felaketin yaraları çok zor sarılırken, diğer taraftan bir de kapanmayacak yaraların açılmasına asla müsaade edilmemelidir.
Devletin mutlaka bu hayati öneme haiz konuda teyakkuzda olması gerektiğini önemine binaen bir kere daha vurgulamak istedim.